Siteyi Tavsiye Et
 
 
Giriş Sayfası Olarak Ayarla
 
Sık Kullanılanlara Ekle  
 
Anasayfa   Açıklama   Kitap Siparişi   Linkler & MP3   Radyo   Soru-İrtibat  
 
 
 
 
 Ana-Baba Hakkı
 Koca Hakkı
 Hanım Hakkı
 Evlat Hakkı ve Terbiyesi
 Evleneceklere Öğütler
 Evlilik, Nikah-Boşanma
 Evlilik ve Aile ile ilgili
 Dinde Örtünmenin Yeri
 Saglık Tavsiyeleri
 Görgü Kuralları
 Kıssadan Hisse
 
 
 
Hicri
 
Günün Sözü
 
 
  Türkiye Çocuk Dergisi  
     
  Yemek Zevki Dergisi  
     
   
 
GÜNÜN SOHBETİ  
 
 

 

Felsefeciler ve din

Sual: Felsefecilerin dini konulardaki sözlerine güvenilir mi?

Cevap: Beşinci Abbâsî halîfesi Hârûnürreşîd zamanında, Bağdat’ta (Dâr-ül-hikmet) isminde bir müessese kurulmuştu. Bu müessese büyük bir tercüme bürosu idi. Yalnız Bağdat’ta değil, Şam’da, Harrân’da, Antakya’da da, böyle ilim merkezleri kurulmuştu. Buralarda Yunancadan ve latinceden eserler tercüme edildi. Hint, Fars kitapları da bunlara eklendi. Yani hakiki (Rönesans) [Eski kıymetli eserlere dönüş] ilk defa Bağdat’ta başladı. İlk olarak Eflâtûnun, Porphyriosun, Aristotelesin [Aristonun] eserleri arabîye tercüme edildi. İslâm âlimleri “rahime-hümullahü teâlâ” bunları dikkat ile tetkik ettiler. Yunan ve Latin filozoflarının bazı fikirlerinin doğru, ekserisinin de hatalı, bozuk olduğunu ispat ettiler. Bunların, (Muhkem) olan âyet-i kerime ve hadîs-i şerifler, akıllarına ve mantıklarına ters düşüyordu. Onların, fen ve din bilgilerinin çoğunda cahil oldukları, aklın, fikrin anlayamadığı bilgilerde, daha çok yanıldıkları görüldü. Hakiki âlimler, meselâ imâm-ı Gazâlî, imâm-ı Rabbânî “rahime-hümallahü teâlâ”, bu felsefecilerin en mühim iman bilgilerine inanmadıklarını görmüşler, küfürlerine sebep olan yanlış inanışlarını uzun uzun bildirmişlerdir. İmâm-ı Gazâlînin (El-münkizü aniddalâl) kitabında bu hususta geniş bilgi vardır. (Herkese Lâzım Olan Îmân s. 342)

İmâm-ı Gazâlî “rahime-hullahü teâlâ” rumca öğrenerek eski yunan felsefesini incelemiş, doğru bulmadığı yerlerini ret etmiştir. Hârûnürreşîd “rahime-hullahü teâlâ” zamanında İslâm ilimlerine karıştırılan felsefe, Montesquieu, Spinoza gibi filozoflara rehberlik etmiş, bunlar “Farabius” adını verdikleri Fârâbînin tesiri altında kaldıklarını açıkça itiraf etmişlerdir.

İmâm-ı Muhammed Gazâlî “rahime-hullahü teâlâ” yetmişiki fırkadan ilk zuhur eden şî’î fırkasının Dâî’leri ile savaştı. Dâî’ler, Kur’ân-ı kerimin bir iç yüzü (bâtını), bir de dış yüzü (zahiri) olduğunu iddia ettiler. Bunlara (Bâtınî fırkası) ismi verilmiştir. İmâm-ı Gazâlî “rahime-hullahü teâlâ” bunların felsefelerini kolayca yıktı. Bâtınîler bu mağlubiyetten sonra, İslâmiyetten daha ziyade ayrıldılar. Manaları açık olmayan âyet-i kerimelere ve hadîs-i şeriflere yanlış manalar vererek (Mülhid) oldular. Siyasi maksatları sebebi ile işi azıtarak, hak yoldaki (Ehl-i sünnet) Müslümanlarının başına belâ oldular. (Herkese Lâzım Olan Îmân s. 343)

 

Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde bugün yayımlanan makalesi için tıklayınız...


 
 


 
     
 
Güncellenme Tarihi
02 Haziran 2019 Pazar
Sitemize yeni soru-cevaplar eklenmekte ve hergün güncellenmektedir.
Sitemizdeki bilgilerden, orijinaline sadık kalmak şartıyla, alınıp istifade edilebilir.
Ziyaretçi Sayısı