Hakiki Müslüman olmak
Sual: Hakiki Müslüman olmak ve şükür etmek ne demektir?
Cevap: Hakiki Müslüman olmak demek, yalnız âdete tâbi olarak ibadet etmek değil, İslâmın emir ettiği güzel ahlâkı edinerek, insanlık vazifelerini yaparak, ruhen de tertemiz olmak demektir. İbadet eden, fakat hileyi zekâ eseri sayan, insanları aldatan, hatta bazen muzır propagandalara aldanarak insan öldüren, ortalığı yakıp yıkan, yalan söyleyen bir kimse, Müslüman olduğunu söylese de, hakiki Müslüman değildir. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerimde (Furkân) sûresinde, bir Müslümanın nasıl olması icab ettiğini beyan buyurmuştur. Bunu tefsir etmek için, Ehl-i sünnet âlimleri “rahime hümullahü teâlâ” ziyadesi ile kitap yazmışlardır. Fakat biz, kendimizi hâlâ fena huylardan kurtaramıyor, Kur’ân-ı kerimde bildirildiği gibi çalışmıyor, Allahü teâlânın emirlerini yapmıyor, sözüne sadık olamıyor, sokaklarımızı pislik içinde bir harabeye çeviriyor, ruhen ve bedenen temizlenemiyoruz. Hâlbuki, elimizde bize bütün bu güzel şeyleri emir eden, ne yapmamız lâzım geldiğini açık açık bildiren, Allahü teâlânın kelâmı (Kur’ân-ı kerîm) ve Peygamberimizin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” emirleri ve Ehl-i sünnet âlimlerinin “rahime hümullahü teâlâ” kitapları vardır.
Allahü teâlâ, Fetih sûresinin 28. ci âyetinde mealen şöyle buyurmaktadır: (Allahü teâlâ, Peygamberini, hidayet ve hak din, İslâmiyet ile gönderdi. İslâm dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı. [Muhammed aleyhisselâmın hak] Peygamber olduğuna şahit olarak Allah yeter.)
Saf sûresinin 9. cu âyetinde mealen, (Müşrikler istemese de, İslâm dinini diğer bütün dinlerden üstün kılmak için resûlü Muhammed aleyhisselâmı, [sebeb-i hidayet olan] Kur’ân ve İslâm dini ile birlikte gönderen Allahü teâlâdır) buyurulmuştur. Ve Allahü teâlâ vaat ediyor:
(Allahü teâlâ şükür edenlerin mükafatını verecektir.)
Burada şükür etmek demek, Kur’ân-ı kerimin istediği gibi, tam Müslüman olmak demektir. Allahü teâlânın verdiği nimetleri, Onun emrine uygun olarak kullanmak demektir. Eğer Müslümanlar, Allahü teâlânın emir ettiği gibi, ruhen ve bedenen tertemiz insanlar olur, birbirlerine kardeşçe bağlanır, çalışır, her sahada ilerlemeğe başlarsa, Allahü teâlâ da, onlara mükâfatını verecek, o zaman Müslümanlar, tıpkı kurûn-u vüstâda (Ortaçağ) olduğu gibi, medeniyetin en önüne geçeceklerdir. Allahü teâlâ, bize bunu vaat ediyor. Allahü teâlâ, hiçbir zaman vaadinden dönmez. (Herkese Lâzım Olan Îmân s. 329)
Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde bugün yayımlanan makalesi için tıklayınız...