Siteyi Tavsiye Et
 
 
Giriş Sayfası Olarak Ayarla
 
Sık Kullanılanlara Ekle  
 
Anasayfa   Açıklama   Kitap Siparişi   Linkler & MP3   Radyo   Soru-İrtibat  
 
 
 
 
 Ana-Baba Hakkı
 Koca Hakkı
 Hanım Hakkı
 Evlat Hakkı ve Terbiyesi
 Evleneceklere Öğütler
 Evlilik, Nikah-Boşanma
 Evlilik ve Aile ile ilgili
 Dinde Örtünmenin Yeri
 Saglık Tavsiyeleri
 Görgü Kuralları
 Kıssadan Hisse
 
 
 
Hicri
 
Günün Sözü
 
 
  Türkiye Çocuk Dergisi  
     
  Yemek Zevki Dergisi  
     
   
 
GÜNÜN SOHBETİ  
 
 

Hakiki Müslümanlık

Sual: Hakiki Müslümanlık nedir? Allahü teâlânın emirlerini kabul edip, onları yerine getirmek yeterli midir? Müslümanlar farklı inanışta olabilir mi?

Cevap: İslâm dininin esası, insanların kalbine büyük bir ferahlık veren, ruhunu temizleyen ve herkes tarafından kolaylıkla anlaşılan Allahü teâlânın yüksek emirlerini yerine getirmektir. Felsefe esasları ise, ancak insan düşüncelerinden ibarettir. Bunları ancak kendilerini red etmek için okumalı, fakat, ancak Kur’ân-ı kerimde ve hadîs-i şeriflerde ve İslâm âlimlerinin kitaplarında zikir edilen Allahü teâlânın emirlerini kabul edip, onları yerine getirmelidir. Hakiki Müslümanlık budur. Allahü teâlâ, Müslümanların farklı inanışta olmalarını, fırkalar kurmalarını, aralarında iman farkı olmasını men etmiştir. Hele, Müslümanların gizli toplantılar yapmasını, gizli cemiyetler kurmasını, iftira, gıybet gibi haram olan şeylerle meşgul olmalarını yasaklamıştır. Bu husustaki âyet-i kerimelerin meâl-i âlîleri şöyledir:

Mücâdele sûresinin 9-10. cu âyetlerinde meâlen, (Ey iman edenler! Gizli konuştuğunuz zaman, günâh işlemeği, düşmanlık etmeği ve Peygambere [ve dolayısıyla Müslümanları idare eden makamlara] karşı gelmeği fısıldaşmayın! Ancak iyilik yapmağı ve Allaha karşı gelmekten sakınmağı konuşun. Öyle gizli toplantılar, Müslümanları üzmek için şeytanın istediği şeydir) buyurulmuştur.

Câsiye sûresinin 17. ci âyetinde meâlen, (Din hususunda onlara açık alâmetler verdik. Onlar ise, kendilerine ilim geldikten sonra, birbirini çekememezlikten ötürü tefrikaya [ayrılığa] düştüler. Rabbin bunların birbirinden ayrı düşündükleri hususlar hakkında, kıyamet günü, şüphesiz aralarında hüküm edecektir) buyurulmuştur.

Rûm sûresinin 32. ci âyetinde meâlen, (Dinlerinde tefrikaya [ayrılığa] düşüp, fırka fırka olan ve her fırkasının da kendi inançlarını beğenip sevindiği müşriklerden olmayın!) buyurulmuştur.

Hadîd sûresinin 20. ci âyetinde meâlen, (Bilin ki, dünya hayatı, oyun, oyalanma, süslenme, aranızda öğünme, daha çok mal ve çocuk sâhibi olma davasından ibarettir. Bu ise, şu yağmura benzer ki, kara topraktan çıkardığı yeşillikler, ekincilerin hoşuna gider. Bu nebatlar, sonra kurur. Sapsarı olduğu görülür. Sonra çöp olur. Ahirette ise, [Dünyaya düşkün olanlara] çetin ve sonsuz azab vardır. [Dünyalıkları Allahın emirlerine uygun olarak kazananlara ise,] orada Allahın rızası ve af etmesi vardır. Dünya hayatı, sâdece aldatıcı, geçici bir devredir) buyurulmuştur.

Dünyanın, ahireti kazanmak için bir vâsıta olduğunu, bundan daha güzel anlatacak hangi söz vardır? Bunun için, dünya zevklerine kapılıp, doğru yoldan çıkacak yerde, dinimizin emirlerine iki elle sarılalım. İmanı ve din bilgileri doğru olup, sapıklara aldanmamış olan bir Müslüman, dürüst bir insan, kanunlara sadık bir vatandaş, hakiki bir âlim, vatansever bir kimse olur. Kendine de, milletine de faydalı olur. (Herkese Lâzım Olan Îmân s. 463)

 

Osman Ünlü hocanın Türkiye Gazetesi'nde bugün yayımlanan makalesi için tıklayınız...


 
 


 
     
 
Güncellenme Tarihi
02 Haziran 2019 Pazar
Sitemize yeni soru-cevaplar eklenmekte ve hergün güncellenmektedir.
Sitemizdeki bilgilerden, orijinaline sadık kalmak şartıyla, alınıp istifade edilebilir.
Ziyaretçi Sayısı