Sağlık için posa

Sebze ve meyveleri azmanlaştırıp garip biçimlere sokan hormonlu gübrelerle ve ayaküstü beslenme alışkanlığının başlangıcı sayılan hamburger çeşitleriyle tanışmadan önce insanların “sağlıklı beslenme” ve “dengeli beslenme” gibi problemleri pek yoktu. Ancak günümüzde “beslenme”den bahseden her uzmanın ağzından en sık duyulan sözler bunlar oluyor. Biz de bugün sağlıklı beslenmeden ve onun en önemli unsurlarından biri olan “posa”dan bahsetmek istiyoruz.

Yetişkinlerde ve çocuklarda sindirim sisteminin düzenli çalışmasını ve barsaktaki zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlayabilmek için, her gün düzenli olarak bir miktar posa alınması gerekiyor.

Uzmanlar, tam buğday taneleri ve bunlardan saflaştırılmaksızın yapılmış tahıl ürünleri, kurubaklagiller, sebze ve meyvelerde bulunan bir diyet bileşeni olan “posa”nın, sindirim sisteminin hareketlerini düzenlediği gibi, barsaklarda meydana gelen zararlı maddelerin dışkı ile dışarı atılmasını sağladığını bildiriyor. Posanın, barsakta hasıl olan veya barsağa giren bazı toksik (zehirli) maddelerin etkisini önlediğini de vurgulayan uzmanlar, son zamanlarda kişi diyetlerinde kepek ve kepekli unlara ağırlık verildiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, yapılan incelemelere göre, kurutulmuş buğday kepeği içinde yaklaşık yüzde 48 oranında posa bulunduğunun altını çiziyor.

Günde 30-40 gram
Uzmanlar, posanın, kanser yapıcı ögelerin barsakta kalma süresini kısalttığını, barsak duvarı ile temasını azalttığını, barsak salgılarını etkileyerek bakterilerin kanser yapıcı ögeleri üremesine engel olduğunu belirttikten sonra, günde ortalama 20-30 gram posa tüketilmesini öneriyor. Daha da yüksek posalı diyetlerde bu miktarın 35-40 grama kadar çıkarılabildiğini, bundan fazla alınmasının ise herhangi bir avantajı olmadığını ifade eden uzmanlar, özellikle yaşlılarda, buğday kepeğinin yüksek oranda kullanılmasının, besin ögeleri emilimi açısından sakınca doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

Armut, elma (kabuklu), incir, portakal başta olmak üzere 5-6 değişik meyveden biri veya ikisi; havuç, lahana, pırasa, karnıbahar ve ıspanak başta olmak üzere değişik sebzelerden biri veya ikisi; mercimek ve kuru fasulye başta olmak üzere değişik kuru baklagil yemeklerinden biri; bulgurla yapılan bir tahıl yemeği (pirinç, patates, makarnada diyet posası az) ve kepekli ekmekten oluşan bir diyet, günde 25 grama yakın posa sağlar.

Tüm çocuklarda sağlık için bir miktar posa alımı gerekli olduğunu da söyleyen uzmanlar, bebeklerde ek besinlere geçilmesiyle birlikte posa kaynaklarının mamalara eklenmeye başlaması gerektiğini vurgulayarak, bu yaşta öncelikli posa kaynaklarını “lifli meyve ve sebzeler” olarak sıralıyorlar. Bebeklerde tahıl kepeği veya bunu içeren yiyeceklerin kullanılmaması gerektiğini bildiren uzmanlar, önemli olanın sebze, meyve, hatta kuru baklagil gibi posadan zengin besinlere çocuğu zamanında alıştırmak ve yeterli miktarda tüketilmesini sağlamak olduğunu ifade ediyorlar.

Kanserden koruyor
Meyvelerde, sebzelerde, kuru baklagil ve tahıllarda bol miktarda bulunan posanın kalp, kanser ve yüksek tansiyon gibi birçok hastalığa karşı koruyucu özelliği bulunuyor. Yüksek kolesterol düzeyinin düşürülmesi de posalı yiyeceklerin yararları arasında.

Bu konuda görüşlerine başvurduğumuz İstanbul Tıp Fakültesi Diyet Uzmanı Şule Teko da “Kepekli undan yapılmış bütün ürünler, yani kepek bir posa kaynağıdır. Elma, armut, şeftali gibi meyveler ve bunların kabukları posa kaynağıdır. Bunun yanı sıra bütün taze sebze ve meyveler posa içerirler. Aynı zamanda kurutulmuş sebze ve meyveler de posadan zengindirler” diyor.

Şule Teko’ya göre günlük beslenme içinde en az 25 gram posa alınması gerekiyor. Bir porsiyon kuru baklagil yemeği günlük lif ihtiyacının yarısını sağlayabiliyor. Ancak günümüzde posalı yiyecekler yeterince tüketilmediği için kabızlık ve kilo alımı gibi birçok sorun ortaya çıkıyor. Diyetisyen Şule Teko, bu konuda şunları söylüyor:
“Şişman kişilerin bağırsak fonksiyonları azalmıştır. Posanın bağırsak hareketlerini artırıcı etkisi vardır, mideden yiyeceklerin geç boşalmasını sağlamaktadır ve bazı besin öğelerinin yani makro besin öğelerinin de bağırsaklardan emilim oranını düşürmektedir.”

Yeterince posalı yiyecek tüketemeyen kişiler için hazır olarak satılan lifli besinler de önerilebiliyor. Ancak bu tip besinleri satın alırken son derece dikkatli davranılması gerekiyor.

“Kepekli ürünlerin veya kepek gibi hammaddelerin özellikle paketlenmiş, üzerlerinde üretim tarihi yazılan, kaynakları çok iyi bilinen ürünler olmasını tercih ediyoruz” diyen Şule Teko, sağlıklı bir yaşam sürebilmek için, kırmızı etin ve hayvansal yağların azaltılması, bunun yerine meyve, sebze ve kuru baklagil tüketiminin artırılması gerektiğini de hatırlatıyor. (08 Ekim 2002)


www.ailevekedin.com