Besin zehirlenmeleri

Beslenme konusunda dikkatsiz davranmak ciddi aldığımız gıdaların bize zehir olmasına neden olabilmekte. Böyle durumlarla karşılaşmamak elimizde.

Halk sağlığını yakından ilgilendiren ve özellikle yaz aylarında artan yaygın rahatsızlıklardan biri olan besin zehirlenmeleri. Çoğunlukla hafif seyirli ve kısa süreli hastalıklar olmalarına karşın, zehirlenmeye yol açan besinle ve kişiyle ilişkili bazı faktörler, hastalığın zaman zaman daha ağır geçirilmesine, hatta ölümcül seyretmesine yol açabiliyor.

Besin zehirlenmesini kısaca; son 72 saat içinde, bir mikroorganizma veya toksini ile bulaşmış bir besinin tüketiminin ardından ishal, bulantı, kusma, karın ağrıları, karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren bulguların ortaya çıktığı bir hastalık tablosu olarak ifade edebiliriz.
Zehirlenme vakaları genellikle birden fazla kişide görüldüğü gibi bazen tek tek olgular, bazen yerel salgınlar (işyerleri, hastaneler, lokantalar), bazen de daha büyük çaplı salgınlar şeklinde görülebilir.

Kolaylaştıran faktörler arasında mide asiditesini azaltan ve bağırsaktaki zararsız bakterileri yok eden antibiyotikler sıralanabilir. Bu nedenle özellikle yaz aylarında gereksiz antibiyotiklerin ve antiasit içeren ilaçların kullanımından kaçınmak gerekiyor. Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanma ve sunulma aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmaması, besin zehirlenmelerinin önemli bir sorun haline gelmesine yol açıyor. Süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamülleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer alıyor.

Besin zehirlenmelerine genellikle bakteri türü mikroorganizmalar yol açar. Bu bakteriler 5–70 0 C arasında, en çok da oda ısısı ve üzerindeki derecelerde çoğalma eğilimi gösterirler. Genellikle 5 0 C ve altındaki derecelerde çoğalamazlar. Bu nedenle yaz aylarında görülme sıklığı artmaktadır. Bu etkenler ancak 70 0 C ve üzerindeki ısılarda uygun süre ısıtma ve pastörizasyon ile ölür.


Nasıl oluşur:

Bir gıdaya, besin zehirlenmesine yol açan etken 3 yoldan ulaşır.

— Birincisi; gıdanın kendisi bu etkeni içerir. Özellikle hayvan kaynaklı gıdalar, bunlar arasında da özellikle kümes hayvanları (hayvanların kendileri bu etkenlerle hasta olabildikleri için) bu tür bulaşta rol oynar.

— İkincisi; işlenmemiş gıdaya katılan maddeler nedeniyle bulaş olabilir.

— Üçüncüsü; gıdayı hazırlayan kişi veya gıdanın hazırlandığı çevreden bulaş olabilir


Belirtileri:


* Şiddetli karın ağrısı

* Bulantı, kusma

* İshal

* Ateş

* Baş dönmesi

Bu belirtiler ortaya çıkması 1-2 saat ile 72 arasında, etkenin cinsine (bakteri,virüs) ve kişinin özelliklerine göre değişir.


Tedavi:

Besin zehirlenmeleri genellikle kendiliğinden sınırlanan tablolar olduğu için çoğunlukla kaybedilen sıvının ağızdan alınan sıvılarla telafisi yeterli olmaktadır. Ancak bazı durumlarda mutlak hekime başvurmak gerekir.


Bunlar;

Dışkının kanlı olması,

Hastada 38.5 0C üzerinde ateş olması,

24 saatte 6 kez den fazla şekilsiz dışkılama,

İshalin 48 saatten uzun sürmesi,

Hastanın bebek veya yaşlı olması,

Ağızdan sıvı içirilerek kaybedilen sıvının yerine konulmasına çalışılmaktadır. Ama bulantı, kusma, şiddetli ise sıvı kaybı bulguları mevcut ise serum tedavi uygulanır. İshal tablosunda ağızdan beslenme kesilmemelidir. Spazmotik ilaçların ishal tedavisinde yeri yoktur. Özellikle invaziv bakterilerin neden olduğu tablolarda barsak hareketlerini azaltarak infeksiyonun yayılmasına yol açabilir. Klinik bulgular ile düşünülen bakteriyel enfeksiyona uygun antibiyotik tedavisine başlanır. Başlangıçta yapılan dışkı kültürleri ile tabloya yol açan bakteri tanısının konulması mümkün olabilir. Her besin zehirlenmesinde antibiyotik etkili değildir. Besin zehirlenmelerin seyri iyi bir destekleyici tedavi ve uygun antibiyotiklerle oldukça iyidir ve genellikle yan etkilere yol açmazlar.


Zehirlenen kişilerde beslenme
Besin zehirlenmesi tablosu olan kişilerde, ishal sırasında bağırsakların dinlenmeye gereksinimi olduğu ve gıda alımının olayı kötüleştirebileceği tarzındaki yanlış inanca bağlı olarak beslenmenin durdurulması doğru bir yaklaşım değildir. Tam tersine harap olan barsak hücrelerinin çabuk toparlanması ve hastalık nedeniyle kaybedilen enerji açığının kapatılması için uygun gıdalarla beslenmeye devam etmek gereklidir. İshal süresince süt ve sütte bulunan laktozu içeren diğer gıdaların ve kafeinli içeceklerin tüketilmemesi önerilmektedir. Tuzlu krakerler, çorbalar, yoğurt, kola türü içecekler, pirinç ve patates tarzı besinler, çorbalar ve Oral Rehidratasyon Sıvısı (ORS) ishal sırasında tüketimi önerilen gıdalardır.
Dr.Özgür Cem Musri - TÜRKİYE HASTANESİ
(Kaynak: www.erecete.com)


www.ailevekadin.com