Ana Sayfa Yap   |   Favorilere Ekle   |   
Arama:
Mezhep ve Rahmet  >  Mezhep taklidi rahmettir  
 
Yazıcı için   Yazı boyutunu büyütmek için     
Mezhep taklidi rahmettir

Sual: İhtiyaç halinde, diğer üç mezhepten birisini taklit etmek caiz midir?
CEVAP
Elbette caizdir. Fıkıh kitaplarında bildiriliyor ki:
Bir kimse, kendi mezhebine göre yapamadığı veya güçlükle yaptığı bir işi, başka bir mezhepte yapılması kolay ise, o mezhebin şartlarına uyarak, bu işi, o mezhebe göre yapması caizdir. (Redd-ül Muhtar, Mizan, Hadika, Berika)

Abdest ve gusülde, başka mezhebi taklit etmek için, o mezhebin şartlarına da, mümkün olduğu kadar uymak lazımdır. O konudaki şartlarına sebepsiz uymazsa, taklit caiz olmaz. Kendi mezhebine uymayan işi yaptıktan sonra bile, taklit yapmak caiz olur. İmam-ı Ebu Yusuf’a, Cuma’yı kıldıktan sonra, guslettiği kuyuda fare ölüsü görüldüğünü bildirdiler, yani abdest aldığı suyun necis olduğunu söylediler. O da, (Şafii kardeşlerimize göre, guslümüz sahihtir) buyurdu. (Hadika) [Müctehid, müctehidi taklit edemez. Bir müctehid olan İmam-ı Ebu Yusuf’un ictihadı, burada İmam-ı Şafii’ye uygun gelmiştir.]

Zaruret olsa da, olmasa da, harac [zorluk, sıkıntı] olduğu zaman, diğer üç mezhepten biri taklit edilir. (Redd-ül Muhtar)

Bir Hanefi’nin kendi mezhebine göre yapamadığı bir işi, yapabilmesi için Şafii’yi taklitte bir beis yoktur. (Bahr-ür-raık, Neh-rül-faik)

Şafii âlimleri, kendi mezheplerinde yapılması güç şeylerin Hanefi’ye göre yapılmasına fetva vermişlerdir. (Mektubat-ı Rabbani)

Zaruret olmasa da, bir ibadeti yapmakta güçlük olunca, bunu yapmak için, başka mezhebi taklit caizdir. (Mizan, Fetava-i Hayriyye, Fetava-i Hadisiyye, Mafüvat)

Tâbi olduğu mezhebe uyarak, bir işi yaparken, harac hasıl olursa, bu iş, diğer üç mezhepten, harac bulunmayan birini taklit ederek yapılır. (İbni Emir Hac)

İkinci mezhebe göre de, özrü olanın, üçüncü mezhebi taklidi caizdir. (İbni Hümam)

Herkes, kendine kolay gelen, dilediği bir mezhebe uyabilir. Bir işini, bir mezhebe, başka işini, başka mezhebe göre yapabilir. Ancak bir işin hepsini, bir mezhebin o konudaki bütün şartlarına uyarak yapması gerekir. (Redd-ül Muhtar)

Bir Hanefi, kendi mezhebine göre yapamadığı bir işi, başka bir mezhebi taklit ederek yapabilir. Bu işi yaparken o mezhebin şartlarını da yerine getirmesi gerekir. Harac [güçlük] olmadan ve şartlarını yapmadan taklit ederse, buna telfîk denir ki caiz değildir. (S. Ebediyye 135)

İbni Âbidin’de diyor ki, (Zaruret olmasa da, harac olunca, diğer üç mezhepten biri taklit edilir.) Bir işin, bir ibadetin sahih olması için, dört mezhepten birine uygun olması lazımdır. Bir ibadeti yaparken, şartlarından biri bir mezhebe, başka biri de başka mezhebe uygun olursa, bu ibadet sahih olmaz. Mesela, deriden kan akarsa, Hanefi’de abdest bozulur, Şafii‘de bozulmaz. Bir erkek, yabancı kadının derisine dokununca, Şafii’de, abdesti bozulur. Hanefi’de bozulmaz. Derisinden kan aksa ve kadına da dokunsa, her iki mezhebe göre abdesti bozulur. Bu abdest ile kıldığı namaz sahih olmaz. Bu kimse, iki mezhebi Telfîk etmekte, karıştırmaktadır. Böyle kimsenin ibadetinin sahih olmayacağı sözbirliği ile bildirilmiştir. Bir ibadetin bir şartı bir mezhebe, başka şartı da başka mezhebe göre sahih olursa, bu ibadet sahih olmaz. Fakat bir kimse, bir ibadeti, bir işi, bir mezhebin bütün şartlarına uyarak yapıp bitirdikten sonra, bunu tekrar yaparken veya başka bir ibadeti, başka bir işi yaparken, başka mezhebin şartlarına uyarak yapması, âlimlerin çoğuna göre sahih olur. İhtiyaç olduğu zaman yapmak ise, sözbirliği ile sahih olur. Hatta bir mezhebin şartlarına uyarak yapılan bir işin, bir ibadetin bu mezhebe göre sahih olmadığı, başka bir mezhebe göre sahih olduğu sonradan anlaşılsa, o mezhebe göre sahih olduğunu düşününce, o mezhebi taklit etmiş olur. O işi sahih olur. (S. Ebediyye 889)

Başka bir mezhebi taklit etmek, mezhepten çıkmak veya mezhep değiştirmek demek değildir. İhtiyaç halinde, o konuda o mezhebin hükmüyle amel etmektir. (Seadet-i Ebediyye)

Dört mezhepten birini taklit etmeyen dalalete düşer, zındık olur, başkalarını da yoldan çıkarmakta şeytana yardımcı olur. (Mizan-ül-kübra)


Farklı ictihadlar rahmettir
Bazı art niyetliler, “Kur’an varken sünnete, Peygamberin açıklamalarına ihtiyaç yok diyorlar. Halbuki Allahü teâlâ buyurdu ki:
(Resule itaat, Allah’a itaattir.) [Nisa 80]
(Resul ne emretmişse ona uyun!) [Haşr 7]
(İndirdiğim Kur’anı insanlara açıkla!) [Nahl 44]

Bazıları da, Kur’an ve hadis varken, âlimlere, mezheplere uymak gerekmez diyorlar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ümmetimin âlimlerinin farklı ictihadları, mezheplere ayrılması rahmettir.) [Nasr El-Makdısi, Beyheki]

(Âlimlere uyun.)
[Deylemi]
(Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir.) [Tirmizi]

Resulullah efendimiz, Kur'an-ı kerimde kısa ve kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı, Kur'an-ı kerim kapalı kalırdı. Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu, nasıl kılınacağı, rüku ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram namazlarının kılınış şekli, zekat nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinmezdi. Yani hiçbir âlim, bunları Kur'an-ı kerimden bulup çıkaramazdı. Bunları Peygamber efendimiz açıklamıştır. Mezhep imamları, hadis-i şerifleri açıklamasaydı, sünnet kapalı kalırdı. Sünneti, müctehid âlimler açıklamış, böylece mezhepler meydana çıkmıştır. Her Müslüman, durumuna göre, kendisine kolay gelen mezhebi seçer.

Allahü teâlâ dileseydi, Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde, her şey açıkça bildirilirdi. Böylece, mezhepler hasıl olmazdı. Kıyamete kadar, dünyanın her yerinde, her iklim ve şartta, her Müslüman için tek bir nizam olurdu. Müslümanların hâlleri, yaşamaları güç olurdu.

Bir Müslüman, kendi mezhebine göre ibadet yaparken, bir meşakkat hasıl olursa, başka bir mezhebe uyarak, bu işi kolayca yapar. Birkaç örnek verelim:

Şafii’de, kadın eline dokunmak abdesti bozar, Hanefi ve Maliki’de bozulmaz. Hacda bu iki mezhepten birisi taklit edilirse, abdest bozulmadan tavaf yapılır. Bu bir rahmettir

Seferde iken, üç mezhepte iki namazı cem etmek caizdir. Namazlarını kaçırma tehlikesi varsa, Hanefiler, bu 3 mezhepten birini taklit ederek iki namazı cem ederek kılabilir. Bu da bir rahmettir.

Mukimken de, iki namazı cem etmek gerektirecek durumlar olabilir. O zaman da Hanbeli mezhebi taklit edilir. Bu da bir rahmettir.

Kitaplarda, (Yolda, nakil vasıtalarında [dolmuşta, otobüste], alış verişte [pazarda, markette] kadınlara dokunma ihtimali olan Şafii, Hanefi veya Maliki’yi taklit etmeli) deniyor. Demek ki, yeniden abdest almak harac, yani meşakkat, zorluk oluyor. Sırf yeniden abdest almamak için başka mezhep taklit edilebiliyor. Birkaç örnek verelim:

1-
Hacda kadınlara dokunma ihtimali olduğu için Şafiilerin abdestli durması zordur. Hanefi taklit edilir.

2-
Şafii bir doktor, kadınlara dokununca abdesti bozulacağı için Hanefi’yi taklit eder.

3-
Şafii bir genç, bir kız kaçırsa, kızın babası razı olmazsa, Şafii’de, velisinin rızası olmadıkça evlenmesi caiz olmaz. Hanefi’yi taklit ederek velisiz de evlenebilir.

4-
Şafii’de zekat 8 sınıfa verilir, üç sınıfa verilse de caizdir. Ancak üç sınıfı bulmak da zordur. Hanefi taklit edilerek bir sınıfa verilir.

5-
Bir Hanefi’nin, evlendiği kızla süt kardeş olduğu ortaya çıkarsa, eğer bir iki kere emmişse, Şafii taklit edilip evliliğe devam edilir: Çünkü Şafii’de süt kardeş olmak için ayrı zamanlarda 5 kere doya doya emmek gerekir.

Taklitte niyet
Sual:
Maliki’yi taklit eden, abdest alırken, Maliki’ye uydum demezse abdesti olmuyor mu? Hanefi olan abdest alırken “Hanefi’yi taklit ediyorum” demediğine göre, Hanefi’nin abdesti sahih olmuyor mu?
CEVAP
Hanefi’nin niyet etmesi, Hanefi'ye uyuyorum demektir. İnsan babasına babam geldi, babam gitti der. Babasının adı Necati ise, babam Necati geldi demez. Ama üvey babası veya kayınpederi varsa, adı da Hasan ise, o gelince babam geldi dese anlaşılmaz. Hasan babam geldi demesi gerekir.

Kur’an-ı kerimde, İbrahim aleyhisselam, Babam Azer geldi diyor. Demek ki onun gerçek babası başkadır. Putperest olan Azer’in, İbrahim aleyhisselamın babası olmadığı anlaşılır. Demek ki Azer farklı bir baba. [Asıl babası Taruh idi.]

Hanefi olan da kendi mezhebindedir. Kendi mezhebinde olan iş için, ben Hanefi’ye uyuyorum demesi gerekmez. Ama bir ihtiyaçtan dolayı başka bir mezhebe uyuyorsa elbette onun adını söylemesi gerekir.

Dini konularda akıl yürütmek yerine, kitaplarda yazılana uymalı. Aklına göre hareket etmemelidir. Akla göre din olsaydı, insan sayısı kadar din olurdu.


Başka mezhebi taklit ederken
Başka mezhebi taklit ederken, bütün şartlarına uyulmazsa, taklit caiz olmaz. Ancak bütün şartlarına uymak imkansız olursa o zaman, uyulabildiği kadar uyulur. Birkaç misal verelim:

1-
Mukimken, harac olunca, mesela doktor ameliyatta, talebe imtihanda, güvenlik görevlisi nöbette ise, hastalıkta, kadın emzikli veya istihazalı ise, abdesti bozan özürlerde, abdest ve teyemmüm için zorluk çekenlerde, a’mâ ve yer altında çalışan gibi, namaz vaktini anlamakta aciz olanın ve canından, malından veya namusundan korkanın yahut maişetine zarar gelecek olanın, iki namazı cem etmeleri caiz olur. Namazı kılmak için işlerinden ayrılmaları mümkün olmayanların, yalnız böyle günlerde, Hanbeli mezhebini taklit ederek, iki namazı kılmaları caiz olur. Ancak Hanbeli’de de gusülde ağzın içini yıkamak farzdır. Bunun için ağzında dolgu olan birisi, zaruretsiz Hanbeli’yi taklit edemez. Zaruret veya harac olunca da, taklit etmek telfîk olmaz, caiz olur. Çünkü başka çare yoktur. Namazı kazaya bırakmak haram olduğu için, Hanbeli taklit edilerek iki namaz cem edilir. (Hulasat-üt-tahkik, S. Eb. 203)

2-
Seferde Hanefi hariç, diğer üç mezhepte namazları cem etmek caizdir. Seferde bir harac varsa, Hanefi olan bu üç mezhepten birini taklit eder. Bu üç mezhepten hangisine göre guslü ve abdesti varsa o mezhebi taklit eder. Üçüne göre de yoksa mesela kadına el dokunmuşsa ve elbisesi necis ise, Şafii’yi taklit edemez, diş dolgusu varsa Hanbeli’yi taklit edemez, gusülde delk yapmamışsa Maliki’yi taklit edemez. Şimdi ne yapacak bu kişi? Yolda iken gusletmesi, elbisesini yıkaması çok zor. Namazı kazaya bırakması haram olacağı için, bu mezheplerden farzlarına daha çok riayet edeceği birini taklit ederek kılması caiz olur.

3-
Bir erkeğin, hanımı ile süt kardeş oldukları, fakat bir iki kere emmiş olduğu anlaşılsa, Hanefi’ye göre nikahları bozulur. Bunu kurtarmak için diğer mezheplerde bir çare aranır. Mesela Şafii veya Hanbeli taklit edilir. Çünkü Şafii’de ve Hanbeli’de ayrı ayrı beş kere doya doya emmedikçe süt kardeşi olmaz.

4-
Bir erkek, hanımını üç talakla boşasa, nikahlarını devam ettirebilmek için diğer mezheplerde bir çare aranır. Mesela nikahları Şafii mezhebine uygun olarak kıyılmamışsa, Şafii mezhebi taklit edilir. Yani Şafii’ye uygun nikahları yapılarak evliliklerine devam ederler.

Şafii olan bir kimse de, bazı zorluklardan dolayı Hanefi veya diğer mezhepleri taklit eder. Çünkü S. Ebediyye’de diyor ki: Yolda, nakil vasıtalarında [dolmuşta, otobüste], alış verişte [pazarda, markette] kadınlara temas korkusu olan Şafii, Hanefi veya Maliki’yi taklit etmelidir. (s. 146)

Şimdi bu kaideye göre birkaç misal verelim:
1- Hacca giden bir Şafii’nin kadınlara dokunma ihtimali olduğu için abdestli bulunması zordur. Bu durumda Hanefi veya Maliki mezhebini taklit eder.

2-
Şafii bir doktor, kadınlara dokununca abdesti bozulacağı için Hanefi’yi taklit eder.

3-
Şafii bir genç, bir kız kaçırsa, kızın babası razı olmazsa, Şafii’de, velisinin rızası olmadıkça evlenmesi caiz olmaz. Hanefi’yi taklit ederek velisiz de evlenebilir.

4-
Şafii’de zekat 8 sınıfa verilir, sonraki gelen Şafii âlimleri üç sınıfa verilse de caiz olacağını bildirmişlerdir. Ancak üç sınıfı bulmak da zordur. Hanefi mezhebi taklit edilerek bir sınıfa verilir.

5-
Şafii’de fıtra, kağıt para ile hatta altın ile de verilmez. Tâ Van’dan Buğday getiren Şafiiler gördüm. Bu kadar sıkıntıya lüzum yoktur. Hak mezheplerin farklı ictihadından faydalanmak rahmettir. Hanefi mezhebi taklit edilerek altın veya gümüş verilir.


Oruçta mezhep taklidi
Sual:
Üç sorum var:
1-
Hanefi’yim, abdest alırken dikkat etmeme rağmen boğazıma su kaçabiliyor. Orucum bozuluyor. Şafii’de bozulmuyormuş. Şafii mezhebini taklit etsem orucum bozulmuş olmaz mı?
2-
Şafii olan bir erkek arkadaşım var. İdrar yoluna pamuk konunca orucun bozulduğunu bilmiyormuş. 16 gün pamuk koymuş. Acaba Hanefi mezhebini taklit ederek oruçlarını kurtaramaz mı?
3-
Annemin dişi hep kanıyor, ağzı kan içinde kalıyor, uyurken de ağzına kan gitmiş olabilir. Kan yutmak orucu bozduğuna göre, sabah imsakten sonra uyuyor, annem oruç tutmasın mı?
CEVAP
Dinimizde dört hak mezhep vardır. Bunlar hâşâ sözde değil, fiiliyatta da haktır. Bir mezhepte yapılması zor olan bir şeyi, diğer mezheplerden birini taklit ederek yapmak bütün İslam âlimlerine göre caiz, hatta lazım olur. Maalesef piyasada üç grup insan var:

Birincisi:
Hem mezhepleri kabul etmezler, hem de hangi mezhebin hükmü kolay ise ona göre hareket ederler. Mesela derisinden kan çıkınca Şafii’de bozmaz diyerek o hükümle amel eder, kadına dokununca Şafii’de bozsa da Hanefi’de bozmaz diyerek bir mezhebe göre hareket etmez. Buna telfîk denir, caiz değildir, haramdır. Bu yol ifrattır.

İkincisi:
Din cahili kimselerdir, üstelik dindar görünürler. İslam âlimlerinin aksine, hak mezheplerin fiiliyatta hak olduklarını ve ihtiyaç veya zaruret olunca başka bir hak mezhebi taklit etmenin dinde bir rahmet olduğunu kabul edemezler. Bu yol tefrittir.

Üçüncüsü:
İfrat ve tefritten uzak, orta yolu tutan kimseler, ihtiyaç halinde, İslam âlimlerinin bildirdiği şekilde, kendi mezhebinde yapması zor olan işlerde hak olan diğer mezhepten birini taklit ederler. Doğru yolda olanlar bunlardır.

Şimdi suallere kısaca cevap verelim:
1- Bir mezhep ihtiyaç halinde taklit edilince, o hususta o mezhebin mümkün olan bütün şartlarına uymak gerekir. Şafii mezhebini oruçta taklit eden, Şafii’nin orucun farzlarına ve orucu bozanlarına da dikkat etmesi gerekir. Bu takdirde taklidi sahih olur. Şafii mezhebi taklit edilirse, abdest alırken dikkat etmesine rağmen elde olmadan boğaza su kaçarsa, orucu bozulmuş olmaz.

2-
Şafii’de, idrar yoluna pamuk koymanın orucunu bozduğunu bilmeyen bir Şafii, o halde oruçlarını tutsa, sonradan orucu bozduğunu öğrense, “Bu oruçlarımı Hanefi mezhebine uygun olarak tuttum” diye niyet ederse, oruçları sahih olur. Oruçları Hanefi mezhebinin bütün şartlarına uygun olmasa bile, başka çare olmadığı için, yani zaruret olduğu için, Hanefi mezhebine uygun tutmuş sayılır. Bunun gibi, diş dolgusunun Hanefi mezhebinde gusle mani olduğunu bilmeden yıllarca namaz kılsa, sonra durumu öğrense, “Bu namazlarımı Maliki mezhebine göre kıldım” dese, namazları sahih olur. Kıldığı namazlar Maliki mezhebinin bütün şartlarına uygun olmasa bile, başka çare olmadığı için, yani zaruret olduğu için, namazlarını Maliki mezhebine uygun kılmış sayılır.

3-
Her mezhepte elde olmadan yapılan şeylerin orucu bozması farklıdır. Mesela Şafii’de, mübalağa etmedikçe, abdest alırken boğaza su kaçması orucu bozmaz. Hanefi’de ağzından veya burnundan boğazına toz, duman, sinek kaçsa, başkalarının içtiği sigaranın dumanı gelerek, ağzına, burnuna girmesinden sakınmak mümkün olmasa orucu bozmaz. Hanbeli mezhebinde, istemeden kan yutmak gibi elde olmayan hususlar orucu bozmaz. Bu durumda olan kimse, Hanbeli mezhebini taklit ederse oruçları sahih olur.


Mezhep taklidi ve taassup
Günümüzde mezhep taklidi ile ilgili Müslümanlar üçe ayrılır:
1- Zaruret de olsa, başka hak mezhebi taklit etmeyi caiz görmeyenler. (Taassup ehlinin yolu)

2-
Her mezhebin kolay gelen hükümlerini alıp ortaya yeni mezhep çıkarmaya çalışanlar. (Mezhepsizlerin yolu)

3
- Bir zaruret veya ihtiyaç olunca, başka mezhebi taklit edenler. (Ehli sünnet ulemasının yolu)

İslamiyet, ifrat ve tefrit, yani aşırı hareketlerden uzak her Müslümanın rahatça uygulayabileceği hükümler topluluğudur. Mezhep taklidinden kaçanlar tefrit ehlidir. Telfîk yapanlar, yani her mezhebin kolay tarafını toplayanlar ifrat ehlidir. Bunların her ikisi de yanlıştır.

Seadet-i Ebediyye’de; İbni Âbidin, Hadika, Berika ve Hulasat-üt-tahkik gibi daha birçok kitaptan delil gösterildiği halde, taklide yanaşmayan mutaassıp kimseler çıkabiliyor.

Bütün gerçekler, vesikalar kendisine gösterildiği halde, kabul etmeyen, kendi indi ve hatalı görüşünde körü körüne ısrar ve inat eden katı kimseye mutaassıp denir, şimdi bağnaz diyorlar.

Taassup ehli, kendisinin yeni duyduğu hak ve doğru bir şeyi kabul etmekte zorlanır. Hakkı başkasının ağzından, başkasının kitabından duymayı kendine yediremez.

Zamanın şeyhülislamı matbaanın Türkiye’ye girmesi için fetva verdiği halde, kabul etmemekte direnenler çıkmıştır. İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğine göre, Medine’deki bir âlim, bid’atlere alıştığı için, Hazret-i Mehdi’nin sünnet olarak bildirdiklerini kabul etmeyecek, “Bu adam dinimizi yıkacak” diye Hazret-i Mehdi’ye karşı gelecektir. Ama Hazret-i Mehdi, bu âlimi öldürecektir.

Abduh’un çömezleri de, hiç mezhep tanımayarak, hangi hüküm akıllarına yatıyorsa ona tâbi oluyorlar. “Hanefi’nin bu kavlini, Maliki’nin bu görüşünü tercih ederiz” diyerek ortaya yeni bir din çıkarmaya çalışıyorlar.

Ehl-i sünnet ulemasının yolu, bir haraç [sıkıntı] olunca başka mezhebi taklittir. Ama yeni duydukları doğru bilgileri, kabul etmekte zorlanan bazı kimseler, bu işte taassup gösteriyorlar, taklidi başka mezhebe geçmek sanıyorlar. Mesela, ödünç almakta zorluk çeken birisine, Maliki’yi taklit et, gün tayin ederek ödünç al dedim. Olur mu öyle şey diyerek itiraz etti. Sonra, “Yazdıkların doğru ama, alışmadığımız için kabullenmek bize zor geliyor” diye itiraf etti. Hak olan mezheplerin rahmet olan ayrılıklarından, yine o âlimlere uyarak, faydalanmamak cahillikten başka ne olabilir?

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Gerektiğinde en kolay fetvaya uymalı. Allahü teâlâ, insanlara güç gelen şeyleri değil, kolay olanların yapılmasını istiyor. Çünkü insanın zayıf, dayanıksız yaratıldığını bildiriyor. Kur’an-ı kerimde, (Allah, size kolaylık ister, zorluk, güçlük istemez) buyuruldu. (Bekara 185)

Allahü teâlâ böyle isterken, kolay kavle uymayı öcü gibi görmek taassup değil midir? Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Allahü teâlânın verdiği kolaylık ve ruhsatlardan faydalanın!) [Buhari]

(Ruhsatlardan faydalanmayan, Arafat dağı kadar günah işlemiş olur.) [Taberani]

(Allahü teâlâ, ruhsatla da amel edilmesini sever.) [Beyheki]

 
Geridön
 





Dünya Namaz Vakitleri


Türkiye Takvimi


Sitemizdeki bilgiler, bütün insanların istifadesi için hazırlanmıştır.
Orjinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan, herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.